___Cafe-Rock___

Cafe-Rock'a Hoşgeldiniz!!
 
PortalliPortalli  AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Kaç ruhumuz var???

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
suspect person
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 265
Yaş : 27
Nerden : UZAydan
Meslek : gıcıKlık + Pİchlik
İlgi Alanı : Sülale EdinMe
Kayıt tarihi : 16/08/07

MesajKonu: Kaç ruhumuz var???   Çarş. Ağus. 29, 2007 12:36 pm

İtirazlar faydasız. Kimi zaman iftiralar, itirazlardan daha büyük kazanç getirir. İtiraflar ise boynundaki halatı bile bile kendi altındaki tabureyi kendin devirmektir.. Faydasız olduğunu bilerek itiraz ediyorum, kimse dilediğimce şarkı söyleme hakkımı elimden alamaz! Kazancına aldanarak iftira ediyorum, seni ben sevmedim, martılar sevdi! Son nefesim olacağını bilerek itiraf ediyorum, hiç bir şarkı beni kirpiklerin kadar etkileyemedi!

Hala insanlar birbirini sevebiliyorlarsa bu dünyada, ve hala çocuk kahkahaları geliyorsa kulağımıza az da olsa, bunu yıldızlara borçluyuz. Burçlardan söz etmiyorum. Işık. İnsana insanlığını hatırlatan, insana bir tutam insanlık uzatan ışık. Hala gözlerim aydınlığa bu kadar açsa, ve karanlığı kazımaya çalışıyorsam odamın duvarlarından, yıldızlara borçluyum bunu. Onlar gökyüzünde değil. Onlar gözlerde.. Bir çift yıldız göstereceğim sana, kaldır göz kapaklarını artık! Bak bana!!

Şimdilerde insanlar kendilerine yakışan renklere sığınıyor. Şimdilerde insanlar kendilerine yakışan şarkılarda barınıyor. Şimdilerde insanlar nefes almayı, özgürlükten üstün sayıyor! Şimdilerde bazı insanlar bazı insanların tırnaklarından kendilerine taht yapıyor! Şimdilerde simsiyah bir odada, bağımsızlık fikrinden uzak nefes alıyorum, tırnaklarımı tribal diyarların kralı olduğunu iddia eden bir delikanlıya verdim, arka fonda Anathema çalıyor, 'One Last Goodbye' eşliğinde ağlıyorum!

Başlangıçta insanlara olmak istediğimiz 'şey' gibi davranırız. Zamanla olduğumuz 'şey' e döneriz ister istemez. Sonunda arkalarını dönüp gitmeye niyetlendikleri an onların istedikleri 'şey' olmak gelir aklımıza.. Tanıştığımız zamanlar femme fatale tripleri giyinmiştim galiba, zamanla sahip olduğu tek şey yara kabukları olan bir genç kız olduğumu görebildin.. Sonra ardını dönüp giderken sen, arkandan seslendim, "Hey, sahip olmak isteyip de sahip olamadığın herşeye sahip olan bir 'şey'im ben..Gel!!".. Duymamıştın değil mi? Birilerine kendimi kabullendirmek için bir 'şey' olmak zorundaysam, 'hiçbirşey' olmayı tercih ederim!


Bazı kadınlar hükmetmeye bayılırlar. Bazıları hükmedilmeye. Boynuma bir tasma geçir lütfen, ve emrettiğim yere g*tür beni. Bazı kadınlar sevilmeyi severler. Bazıları sevmeyi. Ben seni seveyim, sen benim sevişimi sev, e mi? Bazı kadınlar ihanete uğrarlar. Bazıları aldatırlar. Sen yabancı bir dudakla dans et, ben bugün uzun saçlı delikanlılarla flört edeceğim. Bazı kadınlar terk edilmekten korkarlar. Bazıları terk etmeyi başaramazlar. Sen beni öylece bırakıp gittiğinde, arkandan "Sen beni bırakıp gittiğini sanıyorsun değil mi?! Aslında sen gidiyorsun, ama ben seninle gelmiyorum!" diye bağıran olacağım. Bazı kadınlar bütün kadınları içlerinde taşır. Sanırım bu yükü daha fazla kaldıramayacağım.

Gülmek ağlamaktan daha zordur bazı anlar. Bazı anlar göz kapakları bile ağır gelir insana. Zaman zaman nefes almayı kendine hatırlatması gerekir insanın. Kimi saniyeler asırlardan uzun sürer. Kimi saatler bir nefes kadar hızlı geçip giderler. Bazı gecelerde insan karanlığı göremez ama, bazı günler ışık hiç mi hiç çıkmaz ortaya. Bazen zaman kavramı kalmazı insanın, anlar birbirine karışır, zaman geçmez bir yandan, bir yandan geçmiş geleceğe dönüşür, gözlerini açmak bir işkenceyken, gülümsemeye çalıştığın anlarda gözyaşları doldurur yapay gamzeleri, ve tekrarlarsın ard arda, "Nefes al, nefes al, nefes al.."...

Verdiğim sözleri benden önce unutmaları yüzünden kendimi silik bulmam. Onca ihanetten sonra, aşağılık komplexinin başımın üstünde yeri var. Annesinden başka seveni olmayan adama nasıl yakışmasın oedipus komplexi? Ya annesine sarılıp uyurken göğüs uçları dikleşen lezbiyen kız çocuklarına, komplexsiz demek, adaletli bir yargı olabilir mi? Şehir çöplüğünde yakılen komplexlerin, küçük renkli haplarla tedavi edilebilen her türlü ruhsal felaketin, kırmızı alevler arasından yükselip simsiyah gökyüzünü kapladığını körler bile görebilir.. Duman kokusu sindi üstüme biraz, derini ödünç alabilir miyim?

Kaç ruhumuz var, kaç kimliğimiz? Kaçı ölümsüz kaçı fani? Kaçı pembe kaçı mavi? Cevaplayamadığın sorulardan utanma. Cevabı olmayan sorular üretmek de bir nevi dahiliktir. Herhangi bir yarışmada başına taç takılması güzel yapmaz seni, her halinle parlayabilmen asıl güzeldir.. Ruhumu ödünç verdim bir adama, getirmiyor geri.. Nüfus cüzdanım pembeydi, şimdi belli değil yeri. Ne tac takıldı başıma, ne parlayabildim bir hayalde. Yine de.. Dahi olmak umurmda olmadan soruyorum, kaç seviş kaldı ölümüme?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Kaç ruhumuz var???
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
___Cafe-Rock___ :: Gothic :: Gothic Hikayeler-
Buraya geçin: